Video. Bazılarımız için sosyal medyada izlediği komik videolarla sınırlı, bazılarımız için kendini ifade etmenin en kolay yolu, gördüğüne inananlar için ise en güvenilir habere ulaşmanın yolu. Hangi videolar ilginizi çeker bilmiyoruz ancak gerçek şu ki online video kasırgası tüm dünyayı etkisi altına aldı – ve bu kasırga gözlerimizin önünde bir daha kolay kolay vazgeçemeyeceğimiz yeni bir iletişim ve tüketim kültürü oluşturuyor. Peki videoyu bu kadar cazip kılan nedir? Artık sıradan insanların profesyonel video kameralara ihtiyacı yok. Hiç bir zaman yanımızdan ayırmadığımız akıllı telefonlar, yüksek çözünürlüklü videoları kolayca çekebilmemizi ve kolayca izleyebilmemizi sağlıyor. Bu sayede her an herkes bir haberci, bir oyuncu veya yönetmen olabiliyor. Televizyon dahil bildiğimiz diğer iletişim mecralarına kıyasla videonun karşı konulmaz bir avantajı var. Hepimiz her an ve her yerde, online videonun hem üreticisi hem de tüketicisiyiz. YouTube’la başlayıp Facebook ve diğer sosyal medya platformlarını da içine alan video çılgınlığı milyarlarca insanın iletişim, öğrenme, paylaşma ve eğlence alışkanlığı haline geldi. Televizyon hala en yüksek izlenme payını elinde bulundursa da popüler olanı belirleme konusunda “Video Çağı” adını verdiğimiz bu yeni ana akım gücü ele geçirdi.

Paylaşımın Gücü

Gördüğünüz bir şey sizi şaşırtırsa, güldürürse veya ağlatırsa onu paylaşmak istersiniz, tıpkı gerçek hayattaki gibi. Bir restoranda arkadaşlarınızla sohbet ettiğinizi düşünün. Buluşmadan önce şahit olduğunuz enteresan bir olayı onlara anlatmadan duramazsınız. İlgimizi çeken bir videoyu paylaşırken de tam olarak bu duyguyla hareket ediyoruz. Eğer bir videonun anlamlı olduğunu düşünürseniz, zaman kaybetmeden bunu paylaşmak istersiniz. nyan-cat Peki sıradan bir internet videosu bir kaç saatte milyonlarca izleyiciye nasıl ulaşabiliyor? Gerçeklik Etkisi sayesinde. Televizyondaki yüksek bütçeli program ve reklamların kurgu olduğunu hepimiz biliyoruz, oysa internet videolarının gerçek olduğuna inanmamız daha olası. Çünkü hepimiz internetteki videoların sadece tüketicisi değil aynı zamanda yayıncısıyız. Herkesin video üretici olarak yer alabildiği özgür bir ortam olan internetin bu açıdan tüketici tarafında yarattığı gerçeklik duygusu, izleyiciye daha mesafeli duran televizyona göre çok daha güçlü.

Video Çağında Sosyal Medya

Bugün YouTube, Facebook ve Twitter gibi sosyal medya devleri arasında sessiz bir savaş var: Online Video. Dünya çapında her dakika milyarlarca saniye video paylaşılıyor ve tüketiliyor. Bu sebeple sosyal medya devleri video deneyimini geliştirmek ve izleyici pastasında paylarını arttırmak için birbirleriyle yarışıyorlar. Geçtiğimiz yıl Meerkat ve Periscope’un çıkışıyla “mobile live-streaming video” ile tanıştık. Kısa zamanda markaların ve ünlülerin Periscope üzerinden canlı yayın yaptıklarına şahit olduk. Bu gelişmeler 2016’nın tüm dünyada videonun yılı olacağını kanıtlar nitelikteydi. Peki YouTube’un başarısını tekrarlayan Periscope gibi girişimlerin sırrı nedir? Bir şeyi anlatmak için göstermek, bir şeyi öğrenmek için ise görmek en güçlü yoldur. Bu da videoyu tüm iletişim yolları arasında vazgeçilmez kılıyor. Görüntü, ses, ışık ve müzik bir araya gelerek dans etmeye başladığı anda videonun yarattığı gerçeklik duygusunu hiçbir tweet yakalayamıyor. Twitter’da bunun farkında olsa gerek ki Brand Week Istanbul 2015’te Twitter EMEA yöneticisi Niall Horgan Twitter’ın gelecek planları arasında videonun önemini anlattı. Önümüzdeki zamanlarda Twitter’ı 140 karakterlik bir sosyal medya platformu yerine videoların paylaşıldığı, izlendiği, yayıldığı ve konuşulduğu bir platform olarak yeniden tanımlama ihtimalimiz çok yüksek gibi gözüküyor. YouTube’un ise ciddi bir rakibi var: Facebook. Video deneyimini geliştiren Facebook, markalar için ideal bir video iletişim kanalı haline geldi. Instagram’da video paylaşımları yakın zamana kadar 15 saniye ile sınırlı olmasına rağmen, artık 30 saniyeyi aşan video reklamları yayınlanabiliyor. Google ise YouTube Trueview reklamlarını AdWords’e entegre ederek video reklamcılığı kolaylaştırdı. Dijital alışkanlıkların değiştiği, sosyal medya platformlarının kendini yenilediği, video içeriklerin kurumsal websiteleri, e-öğrenme sistemleri ve haber siteleri dahil tüm online dünyaya entegre olacağı yeni bir döneme giriyoruz. Dijitalin televizyona, televizyonun dijitale yaklaştığı bu yeni yapıda pazarlama iletişimi sektöründe köklü bir değişim yaşanacak.

Yeniden Tanımlanan Pazarlama İletişimi

“Y ve Z kuşaklarının yanı sıra gençler arasında ‘Gen C’ olarak da adlandırılan bir YouTube jenerasyonu var.” Bu kuşağın değerleri: Creation, Curation, Connection ve Community. İlham arayan, teknoloji aracılığıyla insanlara ilham vermekten çekinmeyen iletişime açık bu kuşağın beklentileri ve tutumları bugüne kadar tanıdığımız kuşaklardan çok farklı. Gençleri anlamaya çalışan ve onlara dokunabilmek için çaba sarfeden markalar, online video konusunda ciddi anlamda çalışmaya başladılar bile. Redbull, GoPro, LEGO ve Nike gibi markalar YouTube’da kendi izleyici kitlelerini oluşturdular. Yeni nesil medya son yıllarda çok konuşuldu ancak yeni nesil medya henüz yeni başlıyor diyebiliriz: Ürün reklamı ve medya satın alma yoluyla hedef kitleye ulaşmak eskisi kadar etkili değil. Özgün fikirler ve içerikler değer kazanıyor. Şeffaflığa önem veren genç nesil, dizi aralarında reklam kuşaklarında ‘promotion’ yapan markalar yerine, abartı kurgudan uzak ve daha ‘gerçek’ markalara yakınlık hissediyorlar. Türkiye’deki markaların çoğu henüz online videonun iletişim potansiyelini değerlendirmeye başlamadılar. Türkiye’de reklamveren ve ajans ilişkisi halen daha ‘dijital mecra için de bir film hazırlayalım’ yaklaşımıyla ilerliyor. Yeni nesil izleyiciler, aynı promosyon videosunu yüksek frekanslı bir televizyon reklamı gibi tekrar tekrar izlemek yerine, her gün yeni ve özgün içeriklerle onlara hitap etmenizi bekliyorlar. Online video izleyicisi için markanın ne kadar kusursuz göründüğü değil, bir eğlence veya bilgi edinme fırsatı sunması daha önemli. Geçtiğimiz 2 yılda Türkiye’de içerik anlamında güzel işler üretilmeye başlandı, kısa zamanda binlerce takipçisi olan yerli YouTuberlarımız oldu. Ancak markaların diğer bir deyişle iş dünyasının, Video Çağı’na adım atabilmesi için alışkanlıklarını değiştirmesi gerekiyor. Markalar için klasik yapıda çalışan geleneksel ajanslarla veya teknik pencereden bakan dijital ajanslarla birlikte Video Çağı’nın baş döndürücü temposuna ayak uydurmak kolay olmayacak. Türkiye Video Çağı’na cesur markalarla ve buvidyo gibi henüz bir elin parmağını geçmeyen Video İçerik Ajansları ile adım atacak.